24 Nisan 2008 Perşembe

Tarçınlı Turta

Tarçınlı Turta by Yasemin Mutfakta
Efenim gelecek tarifim nihayet geldi.. Amanda ne zormuş anne olmak :) Hele de benim oğlum gibi yaka iğneniz varsa :D. Gün içerisinde sürekli yapışık gezdiğimizden ondan ayrı kaldığım vakitlerde pişirdiklerimi yazmaya vakit bulamıyorum. Genel programımız; uyan önce kendini sonra oğlunu besle. Ortalığa çeki düzen ver sonra gene oğlunu besle. Akşam için birşeyler hazırla sonra gene oğlunu besle.. Ve bu arada oğlunla oyna gülücüklerini izle beraber şarkılar söyle. Sonra gene besle :) Eee bir bakmışsın akşam olmuş babamız gelmiş hadi sofraya derken ee ailecek vakit geçir :) Sonra gene oğlunu besle ve uyut. Haliyle dinlenmenin süt oluşumu için en iyi ilaç olduğunu düşünürsek erkenden yat ki gece uyandığında oğluşuna tazecik sütler sunabil :)
İşte efenim günlerim böyle geçiyor haliyle arada hazırladıklarımı resimlediysem, ki fotoğraf makinemde arızalı bu aralar, sitem için ayırıyorum. Neyse bu kadar lakırtıdan sonra gelelim tarife.
Şimdi aslında bu tarif üstteki resimdeki gibi lokmalık turtalar şeklinde hazırlanmalı. Ama ben ilk yaptığımda elimde bunun için uygun kalıp olmadığından normal turta şeklinde hazırladım aşağıdaki resimde gördüğünüz üzere. Nihayetinde geçen hafta Ankara'ya gittiğimde (haa bu arada bir de Ablamı ziyarete gittim, oğlumla ilk seyahatim bir sonraki yazıdaaa..) Migros da bulduğum mini turta kalıbımla pazar günü olması gerektiği gibi hazırladım.
Her iki şekilde de tadından birşey kaybetmedi inanın tek kelimeyle harika. :) O yüzden kalıbınız olsun olmasın siz bu tarifi deneyin derim.
Tarif Dünyanın en güzel Tatlıları kitabından. Bu ara bu kitaba sarmış durumdayım. Üst üste çok tarif göreceksiniz bu kitaptan :D

Tarçınlı Turta by Yasemin Mutfakta
Malzemeler

Hamuru için :
  • 2 su bardağı un
  • 1,5 su bardağı pudra şekeri
  • 2 tatlı kaşığı tarçın
  • 10 yemek kaşığı tereyağ
İç Malzemesi:
  • 2 adet elma
  • tarçın
  • pudra şekeri
  • Üzerine sürmek için bir tane çırpılmış yumurta
Yapılışı
  1. Un, pudra şekeri ve tarçını beraber eleyin. Tereyağ ile beraber ekmek kırıntısı görüntüsünü alana kadar karıştırmaya devam edin. Ben kitchen aidin karıştırma aparatıyla yapıyorum tüm hamurlarımı. Ama siz bunu elinizle yada hamur karma aparatıylada yapabilirsiniz.
  2. Dört yemek kaşığı soğuk suyu yavaş yavaş ilave ederek sert bir hamur elde edin. Suyu eklemekte acele etmeyin. İlk yaptığımda ya bu hamur toparlanmıyor deyip 6 kaşık eklemiştim sonunda epey un ekleyip hamuru sertleştirmek zorunda kaldım. Onun için suyu yavaş yavaş kaşık kaşık ilave edin. Su kesinlikle çok soğuk olmalı.
  3. Oluşan sert hamuru 30 dakika 1 saat buzdolabında bekletin.
  4. Bu arada elmaları rendenin iri tarafıyla rendeleyin. Derin bir kasede arzu ettiğiniz kadar tarçın ve pudra şekeri ile karıştırın. Pişirmenize gerek yok. Fırında hepsi beraber süper pişiyor.
  5. Beklemiş hamurunuz çıkarın 1 parmaktan biraz daha az kalınlıkta açın. Eğer mini turta kalıbınız varsa uygun boyutlarda bir alt birde üst olmak üzere daireler kesin. Hamurun alt kısmını çatal yardımıyla delikler açın ki kabarmasın. Her dairenin içine harçtan koyup diğer daire ile kapatın. Bir çatal yardımıyla iki hamuru kenarlarından yapıştırın. Aynı zamanda süslemişte oluyorsunuz :) Kapakların üzerinde tam orta küçük hava delikleri açmayı unutmayın. ;)
  6. Eğer porsiyonluk kalıplarınız yoksa o zaman normal bir turta kalıbına uygun şekilde hamur açın ve kalıba yerleştirin. Hamurda çatalla delikler açınki kabarmasın. Harcı hamurun üzerine yayın. Kalan hamurla üzerini kafes şeklinde süsleyin.
  7. Turtaların üzerine çırpılmış yumurtayı fırça yardımıyla sürün. Buzdolabında yeniden 30 dakika dinlendirin.
  8. Önceden 200 derecede ısıttığınız fırında 15-20 dakika pişirin. Servis yapmadan önce üzerine pudra şekeri ile süsleyebilirsiniz.
Turtaları hazırladıktan sonra halen hamurunuz arttıysa hamuru açıp şekilli kurabiye kalıpları ile kesip fırında turta ile beraber pişirebilirsiniz. Ya da buzlukta saklayıp sonra kullanabilirsiniz. Hamur başlı başına çok lezzetli bir kurabiye hamuru olabilir. Elma yerine diğer meyveleri de kullanabilirsiniz.. Bu turtanın özelliği hamuru yani. Afiyet olsun...

10 Nisan 2008 Perşembe

Dünyayı Güzellik Kurtaracak

Canım Burçin bu yeni başlayan ve gerçekten güzek mesajı olan mimde beni sobelemiş. Ne kadar da iyi etmiş.
Bu resmi ilk sevgili Pınar'ımın sayfasında gördüğümden beri her baktığımda içim yanıyor. Hele şimdi Sencer paşam kucağımda yatarken daha da fazla. Annem anne olmadan anlayamazsın derdi hak'katen de öyleymiş. Annelik duygusu bir kadına verilmiş en büyük lütuf bence. Aynı zamanda da en büyük imtihan. Çünkü artık daha hassassın daha duyarlı! Ve omzunda daha çok yük daha çok sorumluluk var! Ama bu sorumluluk hissettirdiği güzel duygunun yanında pire deve misali!
Daha önceden bir haberde cami avlusuna bırakılan çocuk sizin için haberken şimdi bir dram oluyor. O çocuğu bulayım bağrıma basayım istiyorum. Sokaklarda gördüğüm dilenci annelerinin sırtında kaygısızca kendilerini güvende hisseden bebelerin akıbetlerininde dilencilik olduğunu bile bile birşey yapamamak beni mahvediyor. Daha küçük yaşında hayat meşgalesine düşmüş bir çok insan evladının omuzlarına yüklenmiş olan yükten nasıl ezildiğini gördüğümde karun kadar zengin olsam hepsini toplasam himayeme alsam diyorum.. ve daha da diyorum diyorum diyorum.. Ama yapabildiklerim o kadar az ki...
Mimde çocukluğumuzdan hatırladığımız bir şarkı ve şuan da hissettirdiklerini yazmak gerekiyor. Benim çocukluğum aynen Burçin gibi Sezen Aksu ile geçti. En çok da Sezen Aksu '88 albümü ile. O albümden en sevdiğim şarkıda "Bir Çocuk Sevdim"di.

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli hatta korkulu
Her şeye rağmen biraz gülümsedi çocuk
Sıcak sade ama biraz kuşkulu

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca ve yalnızca duygularıyla soydu

Ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
Şimdi çocuk büyümekte günbegün
Bütün hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak biraz küskün

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti

Şuanda bu şarkı bana sadece geçimişimi hatırlatıp duygulandırıyor.. O günlerde hayatta ne kadar çok hayaller barındıyordum.. Halende hayallerim var ama artık nedendir daha bir yere basar oldum. Heralde büyüyorum...

Bende bu mim de Müge, Müge ve Selen'i seçtim...

31 Mart 2008 Pazartesi

Sencer'le kucaklaşma partisi

Sencer'in Pastasi

Şimdi ben size duygularımı nasıl anlatayım.. Şahane bir cumartesi geçirdim. Harika insanlarla beraber harika bebeklerle dolu cıvıl cıvıl bir cumartesi. Evim şenlendi seslendi dile geldi.. Bir kere daha iyi ki bu blogu açmışım dedim. İyi ki böyle bir dünyaya adım atmışım. Bu insanları tanımak nasip olmuş ve oğlumu onları tanıdıktan sonra doğurmuşum :) Böylece O'nun her anını bu insanlarla beraber kutlamak nasip olmuş!
Efenim daha bebişim doğmadan önce başladı bizim onunla kucaklaşma partilerimiz :) Tabii bu sanal bir kucaklaşmaydı daha ortada yoktu çünkü Sencer paşa. Doğana kadar sabırsızlandık oğlumuz gelsede onunla gerçekten kucaklaşsak hep beraber toplaşıp kaynaşsak.. Bebileri kaynaştırsak diye hevesle o günü bekledik. Ve o gün geldi canım oğlum Sencer'im doğdu. Şimdide sıra oğluşumu daha ilk anne karnına yerleştiği günden beri sabırsızlıkla görmeyi bekleyen insanlarla kucaklaştırmaya geldi. Bunun için her zamanki parti organizatörüm canım Müge görevi devraldı. Ve öyle bir organizasyonla herkesin katılımını sağladı. Tee ilk mailden organizasyona kadar tek bir fire ile gayet başarılı bir katılım sağlandı. Canım Işıl fire verdi belki ama olsun Işıl'ım sen canını sıkma sana özel bir gün ayarlayacağım:) Evet vakti zamanında görüşüp tanıştığımız, tanışıp kaynaştığımız 1.Türk yemek blogları toplantısının sanki ikincisi kıvamında tam 13 kişilik bir ekiple şahane bir kucaklama partisi oldu bu! Ee haliyle bu kadar yemek blogundan bu kadar şahane insanlar gelince harika bir menü çıktı ortaya ve harika bir sofra kuruldu evimde.. Ziyafet mi desem acaba buna sofra demek hakaret gibi geliyor çünkü bana!

Sencer'le Kucaklasma Partisi

Sofranın görünen kısmıyla bakarsak tam 13 çeşit vardı menüde. Ne kadar güzel imece usülü toplantılar. Bu arada ben yeni anneyim diye bana hiç birşey yaptırmayacaklardı nerdeyse. Ama durun dedim okadar da değil evime geliyorsunuz bir çeşit olsun benden olmalı. E o zaman en basitinden patates salatası yaptım bende. :) Aslında tarifi daha önce piknikte yaptığıma benziyor ama bir iki değişiklik var o nedenle yeniden vereceğim ilerleyen günlerde. Şimdi efenim geçelim menüde neler olduğuna :)
Öncelikle harika harika bir pasta vardı canım Yemek Bahane - Müge'den. Yumuşacık battaniyesinin üzerinde uyuyan minik bir melek vardı pastanın üzerinde. Pastanın tadı inanılmazdı. Sanki krokanlı browni! Canım Papatyam - Gülriz'den harika mini mini kekler. Üzerindeki baskı süsler görülmeye değerdi. Epey zahmet çekmiş bunları hazırlarken canım Gülriz'im. Bu arada bizimde O'nu bekleyen bir süprizimiz vardı. Menüyü saymayı bitirdikten sonra süprize geleceğim ;)


Canım Alacarte - Neslihan o kadar güzel bir peykek yapmıştı ki! Kendi yaptıklarımı çöpe atsam yeridir. Kıvamı, görüntüsü ve lezzeti aman yarabbi anlatılmaz yaşanır! Limonlu Cheesecake (Peykek) tarifi için mutlaka sitesine uğrayın derim. Canım Ganne - Fadime'den harika tahinli cevizli kurabiyeler. Yani o kadar harikaydı ki sanki tahin helvası yiyorsun, kıtır kıtır cevizin lezzeti ve kıyır kıyır bir kurabiye! Süper süper!


Limonlu Peykek Tahinli Kurabiye

Efenim tatlılarda sonra gelelim tuzlu çeşitlerine.

Canım Hünerli Bayan - Müge harika bir kısır yapmıştı. Bu sefer bana özel, her seferinden farklı yaptığını söyledi. Tadı da hakikaten farklıydı ama çookk güzeldi. Canım Mahlep Kokusu - Suzan'de çok lezzetli daha önce hiç tatmadığım bir lezzet olan Buğday Salatasını yapmıştı. Hakikaten tadılması geren bir lezzet. Suzi'nin sayfasında tarifini yayınlamasını sabırsızlıkla bekliyorum..

Kisir Bugday Salatasi

Canım Nane Limon - Münevver Ablam her zamanki pozitifliği sıcacık anaçlığıyla benim favori kişim Pırasalı Tavuklu Kiş ile katılmıştı aramıza. Ya bir kiş daha lezzetli olamaz! Bizi evinde misafir ettiği günden beri tadı damağımdan çıkmamıştı. Şimdi cumartesiden beri halen tadı damağımda :). Canım Yanya Evenez - Selencim harika otlu çörek yapmıştı. Yani aslında şimdi onun pek mutfakla arası olmadığı bir dönem ama neyseeee :) Bu harika çörekler yapmasına engel olmamış. Her ne kadar ben o kadar çeşitte onları atlamış olsamda akşamleyin hemen hüpletip lüplettim :)

Pirasali Tavuklu Kis Otlu Corek

Sencer'in arkadaşı lokum Can'ın biricik annesi canım Pınar'ım harika rulo poğaçalar yapmıştı. Bence poğaçalar hep rulo olmalı. Yani ben Pınar'ınkilerden sonra buna karar verdim :) Sevgili Çalışan Anne - Esra aslında bir yemek blogu sahibi olmadığını ısrarla söylesede bence o çok daha önemli bir konuda blog sahibi o da annelik! Şimdi madem herkes birşeyler getiriyor bende elim boş gelmeyeyim demiş ve tazecik simitleri alıp gelmiş :) Canım Esra düşünmen ve varlığın yeter :)

Rulo Pogaca Simit

Ee madem misafir bana geliyor bende yemek blogum var diye geçiniyorum o zaman bende birşeyler yapayım dedim. Ve bana en basitinden patates salatası yapmak düştü. Herkes bayıldı :) Ya ne diyebilirim ki bende pek bir hamaratım :P

Patates Salatasi

Efenim bu kadar kişinin arasında canım ajanım Ayşem'imimin görevi ise Canım Gülriz'in süpriz pastasını hazırlamaktı. Papatyam Gülrizimin doğum günü münasebetiyle O'na hiç ummayacağı bir anda en çok sevdiği tema olan deniz ve yelkenle bir süpriz hazırladık. Süpriz o kadar yerini buldu ki Gülriz pastası önüne geldiğinde iki gözü iki çeşme ve ağzı açık şekilde kala kaldı :) Yani daha güzel bir süpriz düşünülemez!!! Canım Gülriz'im iyi ki doğmuşsun iyi ki aramıza katılmışsın iyi ki seni tanımışızzz!! Bu arada Ayşem'in harika pastası da görülmeye değerdi yani, ajanım ellerine sağlık!!!



Evet efendim menü bu şekilde aslında say say bitmezz.. Tüm menünün yanında birde süpriz misafirimiz vardı ki teeee İngiltere'lerden katıldı aramıza. Bercestem gene gel :) Hatta bence sen hiç gitme bu kadar gurbet bir yere kadar yeter yaneeee :)
Efenim yedik içtik derken durumun asıl kahramanı canım oğlumu unuttum sanmayın. Bizim yeme telaşımızda Sencer paşam, Can arkadaşı ile beraber keyifle uzandılar divanda. Bu arada sevimli bibimiz Batu ve bizim oğlanların abisi Mert'te evde şenlik halinde bir oradan bir oraya koşturup durdular.




O kadar güzel o kadar dolu dolu bir gün geçirdim ki daha ne kadar yazsam anlatmaya doymayacağım. Bu güzel günü fotoğraflandıran ilk önce Pınar (özellikle telefon açıp rica ettiğim ve beni kırmadığı için), Berceste, Gülriz, Neslihan, Müge ve Fadime sizin sayenizde o günden harika kareler var şuanda arşivimde :) Öncelikle bu günün planlayıcısı canım arkadaşım Müge olmak üzere, beni yalnız bırakmayan harika insanlar canım arkadaşlarım Gülriz, Fadime, Pınar, Münevver Abla, Ayşem, Suzan, Neslihan, Selen, Berceste, Müge ve Esra çoooooooooookkkkkkkk çooooooookkkkkkkkkk teşekkürler. İyi ki varsınız iyi ki benimlesiniz!!!
Unutmadan bir küçük resim daha koymam lazım günün anısına :))))

23 Mart 2008 Pazar

YE #32 Çorba

Çorba ye#32 Efenim kaç etkinliktir kaçırıp duruyorum. Bir türlü katılım gerçekleştiremedim. Ama bu sefer kaçıramazdım. Çünkü sevgili Lama benim gibi yeni doğum yapmış olmasına rağmen azimle etkinliğe ev sahipliği yapmaktan vazgeçmemişti. O'nun bu azmi benide azimlendirdi ve evet bu etkinlikte ben de varım dedim. Zaten yeterince kolay bir konu elimin altında süper tarifler olunca katılmamak olmaz dimi :)
Şimdi efenim öncelikle sevgili Lamacığıma biricik kızı Zeynep'ten fırsat bulupta ev sahipliği yaptığı bizi davet ettiği için teşekkür ediyorum ve çok çok kolay gelsin diyorum.
Bu ayki Lezzet dergisinde birbirinden değişik çorba tariflerini görünce bunları denemeliyim diye düşünmüştüm. E hazır etkinliğin konusuda çorbalar olunca hemen içlerinden birini seçtim ve karşınızda;
Portakalli Mercimek Corbasi by Yasemin Mutfakta

Portakallı Mercimek Çorbası

Portakallı Mercimek Corbasi by Yasemin Mutfakta
Sevgili Lama ve Ye #32 sayesinde hazırladığım bu tarif hafif tatlı çorbaları sevenler için birebir uygulanması gereken bir tarif. Hazırlaması çok kolay. Zaten kolay olmasaydı cesaret edemezdim. Malum sürekli yaka iğnesi olarak taşıdığım bir oğlum var :) En çok vakit alan kısmı portakal suyunu sıkmak heralde. Şimdi öncelikle bu çorbanın duru değil biraz koyu olması gerekiyor, aksi halde su zeytinyağ gibi üste çıkıyor ve çorbanın görütüsü bozuluyor. Onun için siz benim gibi aaaa çok koyu oldu dur su ekliyeyim diyerek fazladan su eklemeyin derim :) Ben biraz abartmışımda. Sevgili eşim normal mercimek çorbasını tercih ederim desede ben ısrarla denemenizi tavsiye ederim. Değişiklik iyidir ;) Tarif Mart 2008 Lezzet dergisinden.

Malzemeler
  • 1 su bardağı kırmızı mercimek (dergide sarı mercimek diyor yahu ben sarı mercimek görmedim hiç :))
  • 1/2 litre portakal suyu
  • 1/2 litre su
  • 1 soğan
  • zeytinyağ
  • tuz - biber
  • 1 çay kaşığı köri
Yapılışı
  1. Soğanları küp şeklinde doğrayıp arzu ettiğiniz kadar yağda derin bir tencerede pembeleşene kadar kavurun. Şekilleri çok önemli değil nasolsa sonunda blenderden geçecek.
  2. Mercimekleri yıkayın ve süzün. Pembeleşen soğanlara mercimek ve köriyi ekleyip bir iki dakika daha kavurun.
  3. Portakal suyu ve normal suyuda ilave edip karıştırın. Mercimekler yumuşayana kadar kaynamaya bırakın.
  4. Mercimekler iyice yumuşayıp dağılmaya başlayınca tuzu ve karabiberinide ilave edip ateşten alın ve blenderden geçirin. Blenderden geçirmeden önce baktınız kıvamı hakikaten çok koyu az biraz kaynamış su ilave edebilirsiniz. Ama başta da dediğim gibi sakın suyunu fazla kaçırmayın. Blenderden geçirdikten sonra halen duru haldeyse biraz daha kaynatabilirsiniz. O zaman yeniden koyulaşır :) Ama dikkat edin dibi tutmasın.
Afiyet olsun...
Blog Widget by LinkWithin