24 Mayıs 2008 Cumartesi

Yasemin Nerede :)

Nerdemiyim ? Efenim olmam gereken yer olan Mutfakta :) Efet şu anda saat 00:55 ve ben mutfak masasında oturmuş fırınımı izliyorum. Fırında ne mi pişiyor :) Tabii ki kurabiyeeee.. Yani bebek öncesi dönemde olduğum gibi gece yarısı kurabiye yapıyorum. Bi dak fırın daki çıkıooo..
Evet bi posta daha pişti şimdi diğer tepsiyi verdim fırına.. Sonra bu pişince diğeri.. Bu şekilde hamur bitene kadar devam :) Şimdi ne pişirdiğimi merak ettiniz di mi ? Böyle tepside 5 tane pişmesi gereken rengarenk birşey.. Efet harika bon bon kurabiyelerimden yapıyorum..
Şimdi efenim normalde bu tarz günlük vari yazılar yazmayan ben bir anda nedendir ilham perilerimin etkisiyle hadi bir postta tarifsiz olsun benden olsun dedim ve yazmaya başladım..
Oğluşumun banyosunu yaptırıp yatırdım. Bugün biraz gazdan biraz anne sevgisinden bi türlü derinlere dalıp uyuyamadı. Uyuduktan 15 dakika sonra o güzel sesiyle bana seslendi durdu. Gel beni kucağına al ya da gel beni besle diye :) Neyse ki sonunda uyudu kuzumda bende mutfağa girebildim.. Doktorumuzunda tavsiyesiyle artık oğlum kendi odasında uyumaya başladı. Yani bugün 3.gecesi. Ondan benim gecelerim sanki biraz daha tetikte geçiyor. Ay duyabilirmiyim ay ağlarda duyamazsam diye.. Ama olsun bu gecelerde geçer.. Şimdi emerken uyuyor, bakalım yavaş yavaş yatağında bırakıp kendiliğinden uyumasını sağlamak lazım. Ama daha erken ya o kadar da katı olamam şu anda :).

Bu arada son tepsi fırında.. Ay öyle güzel yayılıyorlar ki..
Şimdi bu saatte ne işin var kurabiye ile diyenlere söyleyeyim. Efenim yarın kısmetse "tükkan"da Fidan için güzel bir partimiz olacak.. Canım Burçin sağolsun beni de düşünmüş çağırmış. E tabii kambersiz düğün olur mu, olmazzz. :) Her zaman ki gibi bizim partiler imece usulünden bende elim boş gitmiyeyim dedim ve bu güzel kurabiyeleri yapmaya başladım.. Bu arada iki tanesi öyle güzel yuvarlak olmadı ben de mideye indirdim ohhh sefam olsun pek güzel olmuşlar..
Yaa bu saatte kurabiye yapmak güzel de ah şu mutfak dağılmasa ne olurdu.. E şimdi canım eşimde yardım edemez çoktan uykuya geçti.. Napalım iş başa düştü gene. Ay acaba şöyle düzgün kenara yığsamda yarın mı toplasam sabahtan.. Ufff amann neyse bu tepsi pişsin bon bonlarımı dizeyim düşünürüz.. Bırak dağınık kalsın modumdayım sanki. Ama bu da benim titiz manyak hasta kişiliğime uymaz..
Biiippp efet duydunuz fırının sesini.. Bu da pişti fırını kapattım. Bon bonlar dizildi. Kurabiyeler soğumak üzere yerlerini aldılar. Biraz soğusunlar paketleyeyim yatayım en güzeli. Şimdi bana uyku lazım. Hem sonra sütümün kalitesi bozulmasın dimi... Bu arada saat 01:21.. Bu kadar gevezelik yeter...
İyi gecellerrr...


16 Mayıs 2008 Cuma

Kahve, Kitap ve Çikolata Keyfi

KAHVE-KÝTAP VE ÇÝKOLATA KEYFÝGeldik gene güzel bir hediye etkinliğinin daha sonuna :)
YE etkinliği, Yaman etkinlikleri bir kenara ben bu hediye etkinliklerini pek bi seviyorum. Her seferinde harika hediyeler alıyorum çünkü. Bu seferde çok güzel hediyelerle sevindim. Yeniden bu etkinliğin öncüsü olan Sevda'ya ve azimle yeni hediye etkinlikleri ekleyen Burçak'a kucak dolusu sevgiler! Yani sayenizde hem kütüphanem genişliyor hemde kahve stoğum :)
Bu etkinlik için bana çıkan arkadaşıma hediyelerini epey geç gönderdim. Genelde bu konuda hassas biriyim ama bu sefer Sencer paşadan pek fırsat bulupta dışarı çıkamadım. Aman olsun geç olsun güç olmasın :) Hediye gönderdiğim arkadaşım umarım hediyelerini beğenirsin. Şimdi kim olduğunu söyleyemem çünkü eline geçip geçmediğinden emin değilim süpriz bozulmasın ;)
Gelelim bana gelen hediyelere... Efenim daha önceden hiç uğramadığım bir blogdan gelmiş bana hediyeler. Kendiside söylüyor mektubunda zaten sana yorum bırakmasamda sıkı takipçinim diye. E madem sıkı takipçim benimde O'na iadeyi ziyaret etmem lazım. Bu etkinlik sayesinde bende sitesini keşfettim. Ama baktımki epey gecikmiş güncellemekte. Ama bahanesi gayet tatmin edici :) Sevgili Elif ikinci bebişinin yolunu gözlemekte! Rabbim hayırlı zamanda kavuştursun!


İşte Elif'ten gelen güzel hediyelerim. Etkinlik dışında birde anneler günümü düşünmüş ve bana mis gibi kokan türk kahvesini içebilmem için kibar ve sade türk kahvesi fincanları göndermiş. Çok güzeller! Gerçi emzirdiğim için henüz kahve ile barışmadım ama yinede arada bir fincan kaçamaktan birşey olmaz ;) Hem bu fincanlarıda ıslatmak lazım dimi :)
Kahveyi ve o güzel bademli çikolataları çok sevimli bir kutuya koymuş canım Elif. Özenmiş bezenmiş yani çok hoşuma gitti. Son olarakda bence etkinliğin en önemli bölümü olan Kitap! Canan Tan'dan Piraye'yi seçmiş benim için. Aslında bu tip romanlar pek tarzım olmasada yinede severek okuyacağım hem bakarsın tarzımı değiştirmemde faydası olur :)
Kısacası; Elif'cim hediyelerini çok beğendim! Hepsi için çok çok teşekkürler!!!!

Efenim bir güncelleme yapalım :) Sevgili Fidan hediyelerimi almış ve çok beğenmiş. Sitesinde de yayınlamış! Amanda aman pek sevindim :) Güle güle iyi günlerde kullan canım :D

05 Mayıs 2008 Pazartesi

Kahveli Krem Karamel

Krem karamel dünyamın tamamen değiştiğini itiraf etmeliyim. Küçükken hiç sevmediğim tatlıyı zamanla sevmiştim. Ama şimdi aşık oldum denilebilir. Bir lezzetin içine kahve girince onun lezzetine lezzet katıldığını hep söylerim işte bu da bunun en büyük kanıtı. İnsanı krem karamelde rahatsız eden en önemli unsur genellikle yumurta kokusu ve tadı oluyor. Kahve bu koku ve tadı o kadar güzel bastırıyor ki apayrı bir lezzet oluyor. Yani şurda yazarken bile ağzımın sularını toparlıyamıyorum.. Eşim, annem bu lezzetin fanatiklerinden. Biz oğlana bakarız sen yeterki bize krem karamel yap diyorlar :))) He he :)) Neyse sanırım biraz ifade edebildim tadını artık bundan sonrasını denemek size kalmış. Tarif bu aralar en favori kitabım "Dünyanın En Güzel Tatlıları" kitabından.

Malzemeler
  • 2,5 su bardağı (600 ml) süt
  • 3 yemek kaşığı (45 gr) toz hazır kahve (Ben starbucks ethiopia sidamo bold kullandım)
  • 1/4 su bardağı (50 gr) toz şeker
  • 4 yumurta
  • 4 yumurta sarısı (kalan beyazlarla harika bezeler hazırladım onlarda gelecek ;))
karamel sos için
  • 3/4 su bardağı (150 gr) toz şeker
  • 4 yemek kaşığı (60 ml) su
Yapılışı
  1. Öncelikle sufle kaplarınızı hazırlayın. 6 tane kap yeterli oluyor. Çok kalın olmayan ince krem karameller oluşturmak isterseniz büyük sufle kapları daha kalın küçük krem karameller içinse küçük kaplar kullanabilirsiniz. Ya da porsiyon olarak değil geniş bir borcamda büyük bir pasta gibide hazırlayabilirsiniz.
  2. Karamel sosunu hazırlamak için bir sos tenceresinde şeker ve suyu koyun. Hiç karıştırmadan şekerin erimesini bekleyin. Şeker tamamen eriyince biraz karıştırıp şekerin karamelize olmasını sağlayın. Dikkat edin şeker çabuk yanar. O yüzden tencerenin başından ayrılmayın. Şeker renk değiştirince karamelleşmiş demektir. Hemen ocaktan alıp kaplarınıza paylaştırın. Kaplara değer değmez şeker soğuyup katılaşır onun için bu işlemi hızlı yapmanızda fayda var. Dikkat edin ısınmış şeker çok yanıcıdır.
  3. Kremi hazırlamak için önce bir sos tenceresinde sütü ısıtın. Kaynamaya başlayınca içine kahveyi ilave edin. Beş dakika kahvenin iyice karışmasını bekleyin. Kahveli sütü süzerek başka bir kaba aktarın.
  4. Şeker, yumurta ve yumurta sarılarını iyice çırpın. Kahveli sütüde karışıma ilave edip çırpmaya devam edin. Şimdi burda çok önemli bir uyarı. Tüm karışım çırpıldıktan sonra inanılmaz derece köpürüyor. Eğer kitapta dediği gibi hemen kalıplara dökerseniz döktüğünüz sadece köpük oluyor. Ben ilk yaptığımda o hataya düştüm :) Onun için karışımı hazırladıktan sonra bir süre dinlenmeye bırakın. Bu sırada dağılan mutfağı toplayabilirsiniz mesela :) Aşağı yukarı 10-15 dakika sürüyor köpüğün toparlanması.
  5. Karışımı beklettikten sonra üzerinde bir miktar köpük kalıyor. Onu kaşıkla alıp atabilirsiniz. Sıvı haldeki karışımı kalıplara boşaltın.
  6. Fırını 160 derecede ısıtın. Kalıpları derin bir fırın tepsisine koyun. Taşıması kolay olsun diye önce tepsiyi fırına sürün. Fırın tepsisine kalıpların yarısından fazlasına denk gelecek şekilde sıcak su koyun. 30-35 dakika pişirin. Piştiğini anlamak için ortasına bıçak batırın temizse tamamdır ;)
  7. Servis etmeden önce en az 3 saat buzdolabında bekletin ki buzz gibi soğusunlar :). Servis için kenarlarından bıçakla geçerek kalıptan ayrılmasını sağlayın sonra tabakla kabın üzerini kapatın ve ters çevirin. Ta da karşınız harika kahveli krem karamel :)
Afiyet olsun...

NOT: krem karamelin yanındaki çiçek anneciğimin fikri :)

24 Nisan 2008 Perşembe

Tarçınlı Turta

Efenim gelecek tarifim nihayet geldi.. Amanda ne zormuş anne olmak :) Hele de benim oğlum gibi yaka iğneniz varsa :D. Gün içerisinde sürekli yapışık gezdiğimizden ondan ayrı kaldığım vakitlerde pişirdiklerimi yazmaya vakit bulamıyorum. Genel programımız; uyan önce kendini sonra oğlunu besle. Ortalığa çeki düzen ver sonra gene oğlunu besle. Akşam için birşeyler hazırla sonra gene oğlunu besle.. Ve bu arada oğlunla oyna gülücüklerini izle beraber şarkılar söyle. Sonra gene besle :) Eee bir bakmışsın akşam olmuş babamız gelmiş hadi sofraya derken ee ailecek vakit geçir :) Sonra gene oğlunu besle ve uyut. Haliyle dinlenmenin süt oluşumu için en iyi ilaç olduğunu düşünürsek erkenden yat ki gece uyandığında oğluşuna tazecik sütler sunabil :)
İşte efenim günlerim böyle geçiyor haliyle arada hazırladıklarımı resimlediysem, ki fotoğraf makinemde arızalı bu aralar, sitem için ayırıyorum. Neyse bu kadar lakırtıdan sonra gelelim tarife.
Şimdi aslında bu tarif üstteki resimdeki gibi lokmalık turtalar şeklinde hazırlanmalı. Ama ben ilk yaptığımda elimde bunun için uygun kalıp olmadığından normal turta şeklinde hazırladım aşağıdaki resimde gördüğünüz üzere. Nihayetinde geçen hafta Ankara'ya gittiğimde (haa bu arada bir de Ablamı ziyarete gittim, oğlumla ilk seyahatim bir sonraki yazıdaaa..) Migros da bulduğum mini turta kalıbımla pazar günü olması gerektiği gibi hazırladım.
Her iki şekilde de tadından birşey kaybetmedi inanın tek kelimeyle harika. :) O yüzden kalıbınız olsun olmasın siz bu tarifi deneyin derim.
Tarif Dünyanın en güzel Tatlıları kitabından. Bu ara bu kitaba sarmış durumdayım. Üst üste çok tarif göreceksiniz bu kitaptan :D


Malzemeler

Hamuru için :
  • 2 su bardağı un
  • 1,5 su bardağı pudra şekeri
  • 2 tatlı kaşığı tarçın
  • 10 yemek kaşığı tereyağ
İç Malzemesi:
  • 2 adet elma
  • tarçın
  • pudra şekeri
  • Üzerine sürmek için bir tane çırpılmış yumurta
Yapılışı
  1. Un, pudra şekeri ve tarçını beraber eleyin. Tereyağ ile beraber ekmek kırıntısı görüntüsünü alana kadar karıştırmaya devam edin. Ben kitchen aidin karıştırma aparatıyla yapıyorum tüm hamurlarımı. Ama siz bunu elinizle yada hamur karma aparatıylada yapabilirsiniz.
  2. Dört yemek kaşığı soğuk suyu yavaş yavaş ilave ederek sert bir hamur elde edin. Suyu eklemekte acele etmeyin. İlk yaptığımda ya bu hamur toparlanmıyor deyip 6 kaşık eklemiştim sonunda epey un ekleyip hamuru sertleştirmek zorunda kaldım. Onun için suyu yavaş yavaş kaşık kaşık ilave edin. Su kesinlikle çok soğuk olmalı.
  3. Oluşan sert hamuru 30 dakika 1 saat buzdolabında bekletin.
  4. Bu arada elmaları rendenin iri tarafıyla rendeleyin. Derin bir kasede arzu ettiğiniz kadar tarçın ve pudra şekeri ile karıştırın. Pişirmenize gerek yok. Fırında hepsi beraber süper pişiyor.
  5. Beklemiş hamurunuz çıkarın 1 parmaktan biraz daha az kalınlıkta açın. Eğer mini turta kalıbınız varsa uygun boyutlarda bir alt birde üst olmak üzere daireler kesin. Hamurun alt kısmını çatal yardımıyla delikler açın ki kabarmasın. Her dairenin içine harçtan koyup diğer daire ile kapatın. Bir çatal yardımıyla iki hamuru kenarlarından yapıştırın. Aynı zamanda süslemişte oluyorsunuz :) Kapakların üzerinde tam orta küçük hava delikleri açmayı unutmayın. ;)
  6. Eğer porsiyonluk kalıplarınız yoksa o zaman normal bir turta kalıbına uygun şekilde hamur açın ve kalıba yerleştirin. Hamurda çatalla delikler açınki kabarmasın. Harcı hamurun üzerine yayın. Kalan hamurla üzerini kafes şeklinde süsleyin.
  7. Turtaların üzerine çırpılmış yumurtayı fırça yardımıyla sürün. Buzdolabında yeniden 30 dakika dinlendirin.
  8. Önceden 200 derecede ısıttığınız fırında 15-20 dakika pişirin. Servis yapmadan önce üzerine pudra şekeri ile süsleyebilirsiniz.
Turtaları hazırladıktan sonra halen hamurunuz arttıysa hamuru açıp şekilli kurabiye kalıpları ile kesip fırında turta ile beraber pişirebilirsiniz. Ya da buzlukta saklayıp sonra kullanabilirsiniz. Hamur başlı başına çok lezzetli bir kurabiye hamuru olabilir. Elma yerine diğer meyveleri de kullanabilirsiniz.. Bu turtanın özelliği hamuru yani. Afiyet olsun...

10 Nisan 2008 Perşembe

Dünyayı Güzellik Kurtaracak

Canım Burçin bu yeni başlayan ve gerçekten güzek mesajı olan mimde beni sobelemiş. Ne kadar da iyi etmiş.
Bu resmi ilk sevgili Pınar'ımın sayfasında gördüğümden beri her baktığımda içim yanıyor. Hele şimdi Sencer paşam kucağımda yatarken daha da fazla. Annem anne olmadan anlayamazsın derdi hak'katen de öyleymiş. Annelik duygusu bir kadına verilmiş en büyük lütuf bence. Aynı zamanda da en büyük imtihan. Çünkü artık daha hassassın daha duyarlı! Ve omzunda daha çok yük daha çok sorumluluk var! Ama bu sorumluluk hissettirdiği güzel duygunun yanında pire deve misali!
Daha önceden bir haberde cami avlusuna bırakılan çocuk sizin için haberken şimdi bir dram oluyor. O çocuğu bulayım bağrıma basayım istiyorum. Sokaklarda gördüğüm dilenci annelerinin sırtında kaygısızca kendilerini güvende hisseden bebelerin akıbetlerininde dilencilik olduğunu bile bile birşey yapamamak beni mahvediyor. Daha küçük yaşında hayat meşgalesine düşmüş bir çok insan evladının omuzlarına yüklenmiş olan yükten nasıl ezildiğini gördüğümde karun kadar zengin olsam hepsini toplasam himayeme alsam diyorum.. ve daha da diyorum diyorum diyorum.. Ama yapabildiklerim o kadar az ki...
Mimde çocukluğumuzdan hatırladığımız bir şarkı ve şuan da hissettirdiklerini yazmak gerekiyor. Benim çocukluğum aynen Burçin gibi Sezen Aksu ile geçti. En çok da Sezen Aksu '88 albümü ile. O albümden en sevdiğim şarkıda "Bir Çocuk Sevdim"di.

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli hatta korkulu
Her şeye rağmen biraz gülümsedi çocuk
Sıcak sade ama biraz kuşkulu

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca ve yalnızca duygularıyla soydu

Ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
Şimdi çocuk büyümekte günbegün
Bütün hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak biraz küskün

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti

Şuanda bu şarkı bana sadece geçimişimi hatırlatıp duygulandırıyor.. O günlerde hayatta ne kadar çok hayaller barındıyordum.. Halende hayallerim var ama artık nedendir daha bir yere basar oldum. Heralde büyüyorum...

Bende bu mim de Müge, Müge ve Selen'i seçtim...

31 Mart 2008 Pazartesi

Sencer'le kucaklaşma partisi

Şimdi ben size duygularımı nasıl anlatayım.. Şahane bir cumartesi geçirdim. Harika insanlarla beraber harika bebeklerle dolu cıvıl cıvıl bir cumartesi. Evim şenlendi seslendi dile geldi.. Bir kere daha iyi ki bu blogu açmışım dedim. İyi ki böyle bir dünyaya adım atmışım. Bu insanları tanımak nasip olmuş ve oğlumu onları tanıdıktan sonra doğurmuşum :) Böylece O'nun her anını bu insanlarla beraber kutlamak nasip olmuş!
Efenim daha bebişim doğmadan önce başladı bizim onunla kucaklaşma partilerimiz :) Tabii bu sanal bir kucaklaşmaydı daha ortada yoktu çünkü Sencer paşa. Doğana kadar sabırsızlandık oğlumuz gelsede onunla gerçekten kucaklaşsak hep beraber toplaşıp kaynaşsak.. Bebileri kaynaştırsak diye hevesle o günü bekledik. Ve o gün geldi canım oğlum Sencer'im doğdu. Şimdide sıra oğluşumu daha ilk anne karnına yerleştiği günden beri sabırsızlıkla görmeyi bekleyen insanlarla kucaklaştırmaya geldi. Bunun için her zamanki parti organizatörüm canım Müge görevi devraldı. Ve öyle bir organizasyonla herkesin katılımını sağladı. Tee ilk mailden organizasyona kadar tek bir fire ile gayet başarılı bir katılım sağlandı. Canım Işıl fire verdi belki ama olsun Işıl'ım sen canını sıkma sana özel bir gün ayarlayacağım:) Evet vakti zamanında görüşüp tanıştığımız, tanışıp kaynaştığımız 1.Türk yemek blogları toplantısının sanki ikincisi kıvamında tam 13 kişilik bir ekiple şahane bir kucaklama partisi oldu bu! Ee haliyle bu kadar yemek blogundan bu kadar şahane insanlar gelince harika bir menü çıktı ortaya ve harika bir sofra kuruldu evimde.. Ziyafet mi desem acaba buna sofra demek hakaret gibi geliyor çünkü bana!

Sofranın görünen kısmıyla bakarsak tam 13 çeşit vardı menüde. Ne kadar güzel imece usülü toplantılar. Bu arada ben yeni anneyim diye bana hiç birşey yaptırmayacaklardı nerdeyse. Ama durun dedim okadar da değil evime geliyorsunuz bir çeşit olsun benden olmalı. E o zaman en basitinden patates salatası yaptım bende. :) Aslında tarifi daha önce piknikte yaptığıma benziyor ama bir iki değişiklik var o nedenle yeniden vereceğim ilerleyen günlerde. Şimdi efenim geçelim menüde neler olduğuna :)
Öncelikle harika harika bir pasta vardı canım Yemek Bahane - Müge'den. Yumuşacık battaniyesinin üzerinde uyuyan minik bir melek vardı pastanın üzerinde. Pastanın tadı inanılmazdı. Sanki krokanlı browni! Canım Papatyam - Gülriz'den harika mini mini kekler. Üzerindeki baskı süsler görülmeye değerdi. Epey zahmet çekmiş bunları hazırlarken canım Gülriz'im. Bu arada bizimde O'nu bekleyen bir süprizimiz vardı. Menüyü saymayı bitirdikten sonra süprize geleceğim ;)



Canım Alacarte - Neslihan o kadar güzel bir peykek yapmıştı ki! Kendi yaptıklarımı çöpe atsam yeridir. Kıvamı, görüntüsü ve lezzeti aman yarabbi anlatılmaz yaşanır! Limonlu Cheesecake (Peykek) tarifi için mutlaka sitesine uğrayın derim. Canım Ganne - Fadime'den harika tahinli cevizli kurabiyeler. Yani o kadar harikaydı ki sanki tahin helvası yiyorsun, kıtır kıtır cevizin lezzeti ve kıyır kıyır bir kurabiye! Süper süper!



Efenim tatlılarda sonra gelelim tuzlu çeşitlerine.

Canım Hünerli Bayan - Müge harika bir kısır yapmıştı. Bu sefer bana özel, her seferinden farklı yaptığını söyledi. Tadı da hakikaten farklıydı ama çookk güzeldi. Canım Mahlep Kokusu - Suzan'de çok lezzetli daha önce hiç tatmadığım bir lezzet olan Buğday Salatasını yapmıştı. Hakikaten tadılması geren bir lezzet. Suzi'nin sayfasında tarifini yayınlamasını sabırsızlıkla bekliyorum..



Canım Nane Limon - Münevver Ablam her zamanki pozitifliği sıcacık anaçlığıyla benim favori kişim Pırasalı Tavuklu Kiş ile katılmıştı aramıza. Ya bir kiş daha lezzetli olamaz! Bizi evinde misafir ettiği günden beri tadı damağımdan çıkmamıştı. Şimdi cumartesiden beri halen tadı damağımda :). Canım Yanya Evenez - Selencim harika otlu çörek yapmıştı. Yani aslında şimdi onun pek mutfakla arası olmadığı bir dönem ama neyseeee :) Bu harika çörekler yapmasına engel olmamış. Her ne kadar ben o kadar çeşitte onları atlamış olsamda akşamleyin hemen hüpletip lüplettim :)



Sencer'in arkadaşı lokum Can'ın biricik annesi canım Pınar'ım harika rulo poğaçalar yapmıştı. Bence poğaçalar hep rulo olmalı. Yani ben Pınar'ınkilerden sonra buna karar verdim :) Sevgili Çalışan Anne - Esra aslında bir yemek blogu sahibi olmadığını ısrarla söylesede bence o çok daha önemli bir konuda blog sahibi o da annelik! Şimdi madem herkes birşeyler getiriyor bende elim boş gelmeyeyim demiş ve tazecik simitleri alıp gelmiş :) Canım Esra düşünmen ve varlığın yeter :)


Ee madem misafir bana geliyor bende yemek blogum var diye geçiniyorum o zaman bende birşeyler yapayım dedim. Ve bana en basitinden patates salatası yapmak düştü. Herkes bayıldı :) Ya ne diyebilirim ki bende pek bir hamaratım :P

Efenim bu kadar kişinin arasında canım ajanım Ayşem'imimin görevi ise Canım Gülriz'in süpriz pastasını hazırlamaktı. Papatyam Gülrizimin doğum günü münasebetiyle O'na hiç ummayacağı bir anda en çok sevdiği tema olan deniz ve yelkenle bir süpriz hazırladık. Süpriz o kadar yerini buldu ki Gülriz pastası önüne geldiğinde iki gözü iki çeşme ve ağzı açık şekilde kala kaldı :) Yani daha güzel bir süpriz düşünülemez!!! Canım Gülriz'im iyi ki doğmuşsun iyi ki aramıza katılmışsın iyi ki seni tanımışızzz!! Bu arada Ayşem'in harika pastası da görülmeye değerdi yani, ajanım ellerine sağlık!!!



Evet efendim menü bu şekilde aslında say say bitmezz.. Tüm menünün yanında birde süpriz misafirimiz vardı ki teeee İngiltere'lerden katıldı aramıza. Bercestem gene gel :) Hatta bence sen hiç gitme bu kadar gurbet bir yere kadar yeter yaneeee :)
Efenim yedik içtik derken durumun asıl kahramanı canım oğlumu unuttum sanmayın. Bizim yeme telaşımızda Sencer paşam, Can arkadaşı ile beraber keyifle uzandılar divanda. Bu arada sevimli bibimiz Batu ve bizim oğlanların abisi Mert'te evde şenlik halinde bir oradan bir oraya koşturup durdular.




O kadar güzel o kadar dolu dolu bir gün geçirdim ki daha ne kadar yazsam anlatmaya doymayacağım. Bu güzel günü fotoğraflandıran ilk önce Pınar (özellikle telefon açıp rica ettiğim ve beni kırmadığı için), Berceste, Gülriz, Neslihan, Müge ve Fadime sizin sayenizde o günden harika kareler var şuanda arşivimde :) Öncelikle bu günün planlayıcısı canım arkadaşım Müge olmak üzere, beni yalnız bırakmayan harika insanlar canım arkadaşlarım Gülriz, Fadime, Pınar, Münevver Abla, Ayşem, Suzan, Neslihan, Selen, Berceste, Müge ve Esra çoooooooooookkkkkkkk çooooooookkkkkkkkkk teşekkürler. İyi ki varsınız iyi ki benimlesiniz!!!
Unutmadan bir küçük resim daha koymam lazım günün anısına :))))

23 Mart 2008 Pazar

YE #32 Çorba

Çorba ye#32 Efenim kaç etkinliktir kaçırıp duruyorum. Bir türlü katılım gerçekleştiremedim. Ama bu sefer kaçıramazdım. Çünkü sevgili Lama benim gibi yeni doğum yapmış olmasına rağmen azimle etkinliğe ev sahipliği yapmaktan vazgeçmemişti. O'nun bu azmi benide azimlendirdi ve evet bu etkinlikte ben de varım dedim. Zaten yeterince kolay bir konu elimin altında süper tarifler olunca katılmamak olmaz dimi :)
Şimdi efenim öncelikle sevgili Lamacığıma biricik kızı Zeynep'ten fırsat bulupta ev sahipliği yaptığı bizi davet ettiği için teşekkür ediyorum ve çok çok kolay gelsin diyorum.
Bu ayki Lezzet dergisinde birbirinden değişik çorba tariflerini görünce bunları denemeliyim diye düşünmüştüm. E hazır etkinliğin konusuda çorbalar olunca hemen içlerinden birini seçtim ve karşınızda;

Portakallı Mercimek Çorbası

Sevgili Lama ve Ye #32 sayesinde hazırladığım bu tarif hafif tatlı çorbaları sevenler için birebir uygulanması gereken bir tarif. Hazırlaması çok kolay. Zaten kolay olmasaydı cesaret edemezdim. Malum sürekli yaka iğnesi olarak taşıdığım bir oğlum var :) En çok vakit alan kısmı portakal suyunu sıkmak heralde. Şimdi öncelikle bu çorbanın duru değil biraz koyu olması gerekiyor, aksi halde su zeytinyağ gibi üste çıkıyor ve çorbanın görütüsü bozuluyor. Onun için siz benim gibi aaaa çok koyu oldu dur su ekliyeyim diyerek fazladan su eklemeyin derim :) Ben biraz abartmışımda. Sevgili eşim normal mercimek çorbasını tercih ederim desede ben ısrarla denemenizi tavsiye ederim. Değişiklik iyidir ;) Tarif Mart 2008 Lezzet dergisinden.

Malzemeler
  • 1 su bardağı kırmızı mercimek (dergide sarı mercimek diyor yahu ben sarı mercimek görmedim hiç :))
  • 1/2 litre portakal suyu
  • 1/2 litre su
  • 1 soğan
  • zeytinyağ
  • tuz - biber
  • 1 çay kaşığı köri
Yapılışı
  1. Soğanları küp şeklinde doğrayıp arzu ettiğiniz kadar yağda derin bir tencerede pembeleşene kadar kavurun. Şekilleri çok önemli değil nasolsa sonunda blenderden geçecek.
  2. Mercimekleri yıkayın ve süzün. Pembeleşen soğanlara mercimek ve köriyi ekleyip bir iki dakika daha kavurun.
  3. Portakal suyu ve normal suyuda ilave edip karıştırın. Mercimekler yumuşayana kadar kaynamaya bırakın.
  4. Mercimekler iyice yumuşayıp dağılmaya başlayınca tuzu ve karabiberinide ilave edip ateşten alın ve blenderden geçirin. Blenderden geçirmeden önce baktınız kıvamı hakikaten çok koyu az biraz kaynamış su ilave edebilirsiniz. Ama başta da dediğim gibi sakın suyunu fazla kaçırmayın. Blenderden geçirdikten sonra halen duru haldeyse biraz daha kaynatabilirsiniz. O zaman yeniden koyulaşır :) Ama dikkat edin dibi tutmasın.
Afiyet olsun...

Yasemin Mutfakta 1 Yaşında :))

Aman da aman! ne kadar çok heyecanı bir anda yaşıyor insan.. Hale bak! Ben zamanla ilgili ileri geri konuşurken meğer sayfamın yıldönümü bile gelmiş! İnanılır gibi değil!
Yani daha dün sevgili üstad Portakal Ağacı'nı gezerken ya ben neden böyle bir site yapmıyorum diye düşünüyordum. Şimdi geldiğim hale bak! Bu siteyi yapmışım bir de üstüne bir senesini geçirmişim bile! Vay anam vayyy!
Aslında sayfamın senesinde daha güzel kutlama fikrim vardı bir sürü planlarım. Ama herşey planlandığı gibi olmuyor :) Amann ne önemi var efem!

Durun size şuanda bu postu nasıl yazdığımı göstereyim :)


Evet aynen gördüğümüz gibi oğluşum göğsümde mışıl mışıl uyuyor. Gerçi bu uyku genellikle kuş uykusu oluyor 20 dakika kadar. Sonra "meeeeeee" diyerek uyanıyoruz. Bu da karnım aç anneee demek oluyor. :) Evet yanlış yazmadım benim oğlum karnı açken meeeeee diye ağlıyor. İlk ağladığında epey şok olmuştum. Babası epey gülmüştü. "Allah Allah kime çekti acaba??" demişti. Meğer sevgili eşimde bebekken böyle ağlarmış :))

İşte böyle efendim.. Sayfamın yeni yaşı yeni süprizleride saklamış beraberinde.. Bakalım bundan sonrakilerde ne süprizler var bizi bekleyen :)

*pasta resmi kaynak http://cupcakes.mrsbeasleys.com/Index.cfm

20 Mart 2008 Perşembe

Hurmalı Cevizli Hafif Kek

Efenim aslında bebişimin beni pek rahat bırakmamasına rağmen şanıma leke gelmesin diye mutfağa girmeye başladım. Ama size öncelikle hazırda bekleyen gelecek tarifimi sunayım dedim. Şimdi bu kek gerçekten güzel. Öyle alışılagelmiş yumuşacık sünger kekler gibi değil. Gayet sıkı bir dokusu var. İçindeki bol hurma ve ceviz sayesinde çok güzel yoğun bir tadı var. Ayrıca çok da sağlıklı çünkü kepekli un ve az şekerle yapılıyor. Ve yumurtasız :) Evet yanlış duymadınız bu kek yumurtasız :) Yani efenim rejimdeyseniz ve canınız kek istediyse tam size göre :) Bu arada tarif hünerli arkadaşımın evinde gördüğüm ve hemen ödünç aldığım harika bir kitaptan! Kitapta birbirinden güzel tarifler var. Ben şimdiden 3 tanesini uyguladım bile sizede şiddetle tavsiye ederim!


Malzemeler
  • 2 + 3/4 su bardağı kepekli un (Bu arada arkadaşım normal un ilede denedi gayet güzel olduğunu söyledi. Yani kepekli un yok diye paniğe gerek yok :) )
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 çay kaşığı tarçın
  • 1 su bardağı doğranmış hurma
  • 1/2 su bardağı dövülmüş ceviz
  • 4 yemek kaşığı ayçiçek yağı
  • 1/2 su bardağı şeker
  • 1 + 1/4 su bardağı süt
  • süslemek için ceviz ve hurma
Yapılışı
  1. Fırını önceden 180 derecede ısıtın. Kullanacağınız kek kalıbını yağlayıp unlayın.
  2. Kuru malzemeleri, un, kabartma tozu, tarçın, hurma ve cevizi bir kapta birbirine karıştırın.
  3. Yağ, şeker ve sütü bir kapta çırpıp kuru malzemelere karıştırın. Öyle pürüzsüz sıvı bir hamur karışımı elde etmiyorsunuz onun için panik yapmayın. Gayet koyu kıvamlı pütürlü oluyor.
  4. Karışımı kek kalıbına boşaltıp üzerini ceviz ve hurma ile arzunuza göre süsleyin.
  5. Kalıbı önceden ısıttığınız fırına sürün. Yaklaşık 40-45 dakika pişirin.
Afiyet olsun...

09 Mart 2008 Pazar

1 AY bitti....

Zaman dediğin kavram ne kadar da kontrol dışı.. Ve aslında ne kadar da göreceli.. Yani bir kelebeğin ömrü 24 saatten ibaret ve bu insanlığa göre ne kadar kısa. Ama kelebeğe sorsan o bin yıldır yaşıyor sanki..
Bende bu zaman kavramında hızla ilerliyorum bu günlerde. Gündüzlerim gecelerim ışık hızında ilerliyor. Belki takvime göre bir ay geçti oğluma kavuşalı ama bence daha dündü onu kucağıma aldığım gün.. O'nunla beraberken ben zaman kavramını yitirdim aslında. Artık her anım O her günüm O.
Her sabah bugün bana ne süprizler hazırladı diye uyanıyorum hemen yanı başımda minik yatağında uyuyan prensime bakarak. Sabahları ayrı bir güzel oluyor bu bebişler. Kokuları ayrı güzellikte yayılıyor odaya.
E tabii tüm gece alınmayı bekleyen bezleride eklersek bu kokuya :) Efenim benden alışık olmadığınız şekilde romantik yazdığımı farkettim ve yeter bu kadar duygusallık dedim, silkelen ve kendine gel Yaseminnnn :) Ya bu annelik beni olduğumdan duygusal yaptı yahu, durmadan gözlerim dolu dolu geziyorum. Hayır bişey değil oğlum beni daha net görmeye başladığı şu günlerden ay ne kadar sulugöz bu kadın diyecek.. Ama annelikte böyle bişi beaaa :)
Şimdi gelelim bir ay nasıl geçtinin özetine.. Hastaneden geldiğimiz ilk geceyi anlatayım size yeteri kadar komik zaten :D
Ev haliyle kalabalık ana dış kapıdan başlayarak heryere süsler asmış bizim yeğenler. Daha dış kapıdan uyarmışlar insanları "Lütfen kapıyı yavaş kapatınız, artık apartmanda bir bebek var!". Ne düşünceli yeğenlerimiz var bizim. Sonra "Hoşgeldin Sencer" yazan bir yazı karşılıyor bizi.. Ay ben yeterince duygusalım zaten iyice duygulanıyorum. Her yerde balonlar bir şenlik havası. Efenim evimize gelmiş olmanın rahatlığıyla oğlumu aldım kucağıma odaları gezdirdim. Bak oğlum burası senin odan burası banyo burası teras.. Gayet keyifliyiz. Ben çok ayakta kalamıyorum malum acıyan bir ameliyat yaram var. O yüzden her adımda iki dakka dinlenme molası.
Amcasının kucağında kulağına ismi fısıldandı oğlumun... Babası ve ben ağlamamaya çalışarak elele oturuyoruz salonda bir köşede.
Sonra yavaş yavaş azaldı kalabalık. En son annem "Kalayımmı gideyimmi" dedi. Ben gayet kendimden emin "Git annecim biz hallederiz.." dedim ve gönderdim annemi. Saat 22:00 sularında oğlumun karnını doyurmaya başladım. Bu arada saatlerimizi kurduk hani olurda uyanamazsak diye. Henüz annelik refleksinden habersizim tabii. Şimdi 10 da uyursa sırayla 1 de 4 de ve 7 de kaldırırız besleriz. Plan bu... Gayet güzel karnını doyurdu bizimki. Hafifce gazınıda çıkardık. Yatağına koyduk. Herşey güzel. 5 dakika geçmiştiki "ingaaaaa" şeklinde ağlama başladı.. Bu arada bebekler gerçekten ınga diye ağlıyor :). Allah allah acaba altımı pis dedik. Hadi altını temizledik. Meğer bu dahada huzursuz yaparmış bebekleri. :) Temizlemeden sonra baktım benimki ağzını açmış aranıyor. Dedik heralde doymadı. Koy tekrar memeye. Ve evet bu şekilde meme gaz ve alt değiştirme ile saati 1 yaptık.. Yahu bir yerde yanlış yaptığımız kesindi. Ne yaptıysak çocuk uykuya dalmıyor. Yani 3 saat boyunca emzirme 3 kere alt alma ile geçen zaman bozulan sinirler ve sinirden yaşaran gözler.. Çaresiz "Acaba annemi çağırsak mı?" dedim. Sabırla benimle uğraşan sevgili eşim o zaman patladı "Zaten bir cengaverlik yaptın gönderdin kadını çok biliyormuşsun çocuk bakmayı gibi" dedi. :)))) O saatte annemi aradım ve "Anneeeee bu çocuk uyumuyorrrrrrrrrrrr..." dedim. İlk gecemiz anneminde yardımıyla 3 defa uyanıp emzirme ile geçti ve pek tabii bir daha altını almadık :)

Şimdi size tecrübeyle öğrendiklerimi sıralıyayım..
  • SAKIN CENGAVERLİK YAPIPTA ANNENİZDEN YAHUT BÜYÜKLERİNİZDEN GELECEK YARDIMA HAYIR DEMEYİN :)))
  • Bebeklerinizi mutlaka anne sütüyle besleyin. Emzirmek hem onun için hemde sizin için muhakkak yaşanması gereken ve sadece size has olan bir duygu paylaşımı. Bunu kaçırmayın!
  • Gece en geç 00:00 da bebeğinizi altını alın sonra kaka yapmadığı sürece, ki uyku halinde kaka yapmıyorlar, sabaha kadar altını açmayın. Bu yeni doğan bebekleri huzursuz ediyor. Çıplaklık duygusunu sevmiyorlar.
  • Gündüz en fazla 2 saatlik uykular uyumalarına müsade edin. Sık sık uyandırıp emzirin altını temizleyinki gündüzün geceden farkını farketsinler. Hemde çok fazla uyumadıkları için gece daha çok uyuyorlar.
  • Özellikle besledikten sonra muhakkak gazını çıkarın. Ama olurda çıkmadı telaş etmeyin. Bebeğinizi yan yatırarak uyumaya bırakın. Her uyanışında yattığı yönü değiştirinki yavrum sürekli aynı tarafta uyumaktan tutulup kalmasın :)
  • Emzirirken onunla konuşun gözlerini kapatıp uyku moduna geçsede mutlaka sizi duyacaktır. Emzirmek uzun süren bir eylem olduğu için bazen sizin içinde sıkıcı olabiliyor. Bu vakitte kitap okuyabilirsiniz. Okuduğunuz kitabıda yüksek sesle okuyabilirsiniz. Böylece hem bebişinize kitap okumuş hemde kendiniz için faydalı birşey yapmış olursunuz. :)
  • Bebişiniz ağlamaya başladığında hemen panik yapıp onu susturmaya çalışmayın. O güzel sesinin bir süre tadını çıkarın. Bu sayede hem ciğerlerinin açılmasını hemde göz yaşının gelmesini sağlamış olursunuz. Hem böylece ağlama şeklinin farklılığından acaba açmı yoksa gazımı var farkını ayırd etmeyi öğrenebilirsiniz.
Efenim haddim olmadan bir aylık tecrübemle benim en çok dikkat ettiğim konular bunlar. ve size verebileceğim tavsiyeler.. Elbette aklıma geldikçe sizinle tecrübelerimi paylaşmaya devam edeceğim. Ama bu arada artık yavaş yavaş mutfağa girmeye başladığımda tariflerimde devam edecek..
Son olarak size bir aylık oğlumun yakın plan resmi :). Bu şahane resimleri bize kazandıran Hüner ailesinin beyefendisine teşekkür etmeden geçemeyeceğim :)


15 Şubat 2008 Cuma

Anne Olmak...

Tarih 9 Şubat 2008 Cumartesi akşam 18:30 civarı... Annemlerde salonda kanepede uzanmış mışıl mışıl uyuyorum. Elim göbeğimde artık hareket edecek yeri iyice azalmasına rağmen kendini kaybetmiş bir şekilde çırpınan oğlumun tekmelerini hissetmek için hazır. Bu arada kafamda durmadan acaba ne zaman kucağımda da bu hareketleri hissedeceğim sorusu..
Göbişimin kocamanlığından sağa sola dönmem epey zor bu yüzden güzel uykumdan biraz çabuk uyandım. E uyanmışken sanki dağınık kalsa birşey olacakmış gibi etrafı toplamaya başlamıştım ki kontrolsüz su kaybı başladı... Anneeee bana birşeyler oluyor dememle hakkaten birşeyler olmaya başladı.. Kendimi lavaboya attım ki heryer su olmasın.. Annem üzerime birşeyler ayarlarken ben aynadan kendime baktım ve sordum "Şimdi mi? Geliyor mu?" ... Annem ev halkına seslendi beyler yürüyün hastaneye.. Yasemin doğuruyor!!.. Evet işte cümle bu ve gerçek.. Son haftalarda artık sabırsızlıkla beklediğim gün bugündü.. Ama bunu gerçekten duymak insanı kıpır kıpır eden birşey.
Anneme sakin ol anne hemen Aylin teyzeyi ara dedim.. Duyanda beni elli kere doğurmuş sanır :) Nerden geliyor bu sakinlik. Ödüm kopuyor ani heyecanlı birşey yapmaya çünkü bendeki bir heyecan şu anda oğlumu bin kat etkiliyor. Onun için olabildiğince sakin olmalıyım.. Canım Doktorum Aylin Keriş harika bir insan! Gayet sakin tamam hastanede buluşalım dedi.
Sevgili Eşim canım babamız koşarak indi aşağıya ben kendimi lavaboya kapamışım O'da kapıdan "Aşkım iyi misin? Ne yapayım? İyi misin?" diye telaşla sesleniyor.. Bu arada kontrolsüz su kaybı aynen devam. Bizim oğlan artık yeter dedi ben geliyorum kesenin zayıf noktasına bir tekme!! Pat !!! :) dedim bende..
Aslında 5 dakikadan fazla sürmeyen bekleme süresi bana saatler gibi gelsede sonunda annemlerin arabanın arkasında elim karnımda "Hadi oğlum sabret dayan gidiyoruz.." nidalarıyla hastanenin yolunu tuttuk. Babamızda eve eşyaları almaya doğru. (Neymiş tedbirli olup valizi önceden hazırlamak gerçekten önemliymiş!). Hastaneye varmak aslında İstanbul trafiğinde ve bu saatlerde bir buçuk iki saatleri bulurken biz 40 dakikada acilin kapısındaydık.. Hastane gördüğüme sevindiğim tek andır heralde :)
Arabadan indiğim gibi kendimi içeri attım ve elim karnımda doğuruyoruummm dedim :) Güvenlik görevlisi şaşkın yahu daha önce hiçmi doğran kadın görmedin. Beni bir bölüme aldılar ve ilk kontrol yapıldı. Bizim oğlan ters durmaya devam ediyor bu durumda maalesef hayalini kurduğum gibi normal doğum yapamayacağım. O yüzden sezeryan için hazırlık başladı. Ama kalbini duydum oğlumun gayet iyi heyecanlı doğmayı bekliyor, bende onu... Acilden beni burda bulunduğum sürece ikamet edeceğim odaya aldılar.. Oda numarası 3319 :) bunu hep hatırlamak isterim. Doktorum detaylı bir şekilde makat doğmasının risklerini annemlere ve canım eşime anlattı ki onların da içlerinde şüphe kalmasın. Canım annem kaç günlerdir beni havuzlarda yüzdürdü yollarda yürüttü ki bizim oğlan bi tepetaklak olsun diye :) Ama nerdeee...
Saat 21:00 sularında ameliyata alınmak üzere hazırlandım ve yatağa geçirildim. Kalbimin şiddetli atışına artık engel olamıyordum. Ameliyat olacak olmam değildi bende ki heyecanın sebebi artık gerçekten anne olacak olmamdı.. Ameliyathanede başlıyormuyuz dediler en son, şimdi elinizde bir yanma hissedeceksiniz.. Gülümseyerek gözlerimi kapattım..
Saat 22:30 gülümseyerek uyandım ve durmadan bebeğim nasıl dediğimi hatırlıyorum.. Aylin teyze gerçekten erkek mi diye sorduğumuda.. Yani bizi oyuna getirmedi di mi diye espri bile yaptım.. Hemşireler gülüyorlar.. Herkesin ağzında tek cümle var çok güzel bir oğlunuz oldu.. Bende dönen gözlerimi bir noktaya odaklamaya çalışıp gerçektenmi demenin dışında birşey yapamıyorum.. Sonra beni yukarı çıkardılar ve odaya girdim. 3319 numaraları odama oğlumla ilk kucaklaştığım yere.. Odaya girerken elimi havaya kaldırıp "Selamun aleykum!" dedim :) Bu arada ne kadar çok kişi gelmiş bile... Beni yatağıma aktardılar.. ve o an geldi...


Bebeğimi getirdiler bana.. Kucağıma koydular.. Ona baktım ve tek diyebildiğim "Anne bu çokk güzell..." Ve gözlerimden koyverdiğim yaşlar... Aynen şimdi yazarken olduğu gibi..
Allah'ım ne kadar şükredeyim sana ne kadar dua edeyim.. Yetmez...