30 Nisan 2007 Pazartesi

Hafta sonu Emirgan ve senenin ilk mangalı





Haftasonlarını çok sevdiğimi artık herkes biliyor ama ben yine de dile getirmeden geçemeyeceğim. Özellikle de bu hafta sonundaki gibi mis gibi, cıvıl cıvıl bir hava olunca tadından yenmiyor. Cuma günü Rusya'dan çok sevdiğimiz arkadaşlarımız Yücel ve Ira geldiler. Onlar her geldiklerinde İstanbul'da sık sık gitmediğimiz veya hiç görmediğimiz yerlere gitmeye özen gösteriyoruz. Böylece yeni mekanları beraber keşfediyor hem de içinde yaşarken farkına varmadığımız İstanbul'un güzelliklerini yeniden keşfediyoruz. Onların gelişi turistik gezilerle İstanbul ziyafeti oluyor bizim için. Cumartesi'de bu ziyafetlerden birini Emirgan'da yaşadık. Geçen sene başlatılan Lale Festival'inin ikincisi aynı keyif ve renk ziyafetiyle bu sene de Emirgan'daydı. İşte sizinle paylaşmak istediğim bir kaç kare. İsterseniz resimlerin üzerine tıklayıp büyük hallerini açarak masaüstünüze bu manzaraları taşıyabilirsiniz. Ben öyle yaptım, böylece bir sonraki hafta sonuna kadar bu güzellikler hep benimle olacak.
Emirgan'ın meşhur köşklerinden Sarı Köşk'te uygun fiyata açık büfe kahvaltı veriyorlar. Manzara ve temiz havada hediyesi. Güzel bir masaya yerleşip nefis bir kahvaltı etmenin tadını çıkararak kendimi eski zamanların İstanbul'unda hissettim. Kim bilir ne kadar güzel bir keyifti o zamanlar İstanbul'da yaşam..






Pazar günüde aynen cumartesi gibi dopdolu geçti. Senenin ilk mangalını terasımızda yaptık. Böylece hem terasda mangal sezonu açılmış hemde kışın kapalı olan terasımız yaza merhaba demiş oldu. Mangal deyince işin elbetteki en önemli kısmı ve mangalın ana kahramını etlerdir. Bu konuda çok başarılı olan eşim hemen kollayı sıvayıp mutfağa girdi. (Bayılıyorum mangala!;)). Tüm gün mutfaktaydık, eşim biryandan etleri hazırlarken bende menünün kalan kısmını hazırlamakla uğraştım. Bu arada sevgili Ira şaşkın şaşkın biz türklerin bu yemek olayına düşkünlüğüne bakıyor ve inanamıyordu. Yani o da haklı. Sonuçta hangi memlekette yemek deyince akan sular durur. Helede bizim ailede :)... Sloganımız neydi tekrar edelim o halde "Yaşasın Yemek Yemek!".

Ve işte mangal menümüz:









  • Eşimin özel inegöl köftesi, soya sos terbiyeli tavuk şiş, biberli zeytinyağ ile terbiye edilmiş tavuk şiş, terbiyeli kuzu şiş

Patates Püresi

patatespuresi

Evlendikten sonraki ilk yemek davetlerinde, ki kayınvalidemler bunlara ziyafet diyorlar, fiks menüde her zaman patates püresinin yer aldığına tanık oldum. Kayınvalidemlerde ağırladığımız ilk misafirde bu sefer püreyi ben hazırladım. Tabii annemden öğrendiğim usulüyle. Ve o günden beride bu iş hep benim usülümde yapılıyor. Farklısının tadını artık beğenmez oldular :). İşte size bu inanılmaz lezzetli patates püresinin tarifi:

Malzemeler
  • 5 orta boy patates
  • 1/2 kg kadar süt (burası biraz sizin pürenizi ne kadar akışkan istediğinize bağlı, dikkat edin püre çorbası olmasın ki benim bir kere başıma geldi :))
  • Tuz
  • Tereyağ
Yapılışı
  1. Patatesleri soyun ve iri küpler halinde doğrayın. Zaten el blendarından geçeceği için çok küçük doğramanıza gerek yok ;)
  2. Çelik bir dencereye doğradığınız patatesleri koyun. İçine hafif üzerlerine çıkacak kadar süt ekleyin. Az eklemiş olmanız önemli değil blendardan geçirirken isterseniz daha da süt ilave ederek kıvamını daha akıcı yapabilirsiniz. Yeterki çok olmasın. O zaman nişasta ile koyultmanız gerekir. Yada ayrı bir tencerede patates haşlayıp eklemeniz ki bu da asıl lezzetini bozabilir. İşte benim püremin sırrı bu: patatesler suda değil doğrudan sütte haşlanıyorlar. Böylece haşlanırken sütü çeken patateslerin lezzetine lezzet katılıyor.
  3. Arzu ettiğiniz kadar tuz ve tereyağ parçalarını da sütün içine katın. Arada dibi tutmasın diye karıştırarark patateslerin iyice yumuşamasını sağlayın.
  4. Patatesler yumuşayınca ocağın altını kapatıp blendardan geçirin. Servis etmeden önce blendardan geçirirseniz daha iyi olur. Servis ederken kuru nane veya pul biber ile süsleyebilirsiniz..
Afiyet olsun...

24 Nisan 2007 Salı

Kutlama


İlk gün gibi sanki her sene
Baksana ne çabuk geçti üç sene
Kapat aç gözlerini
Bak geçecek daha çoook sene...

22 Nisan 2007 Pazar

Lezzetli geçen hafta sonu 3 yeni tarif :)

Son çook çikolatalı tarifimden sonra kıyamadım buraya tarif koymaya :) Ama yeter dimi yeni tariflere yelken açmak lazım. Ama bu demek değilki en sevdiğim ve eminim tüm dünyanın en sevdiği malzeme olan çikolatadan vazgeçtim, aslaaaa. :) Eşim duymasın bunları dediğimi beni vazgeçirmeye çalışıyor sürekli."Aşkım lütfen artık pasta yemee, bık artık şu pastadan" der durur. Ama napiim çok güzell, hem ne demişler "Aklımda kalacağına, midemde kalsın.".
Şimdi yeni ilk uğradığım liman "çook sağlıklı Mısırlı Tonlu Salata". Bu kadar tatlıdan sonra midenin biraz yeşilliği ve omegayı alması lazımki kıymet bilsin. Arada sağlıklı limanlara uğrayayımki yoğun kalorilerde kaçamak fırsatım olsun, di mi canım :P
Ardından "ufacık tefecik içi dolu pizzacık" geliyor karşınıza. Biraz gemim rotayı şaştı bak ısrarla beni kalorilere yöneltiyor. Ama bu tarifte soya yağı kullandım bir gr tereyağ yok buda güzel bir kaçış.
Veee yine yapacağımı yaptım. Hemen kaçamak yaptım. Karşınızda "Rokoko - Karlı Dağ". Tamam biliyorum bu biraz hızlı oldu ama napiiimm... İya'mın dediği gibi yapmam lazımdı, "teyzesi vızlı gitme, vavaş git". :)
Tamam sustum ve işte güzeller güzeller hafta sonu tariflerim karşınızda, Afiyetler olsun.. Ta daaa...

Rokoko - Karlı Dağ

rokoko

Annem bu tarifi ne zaman yapsa gününde tüketirtik. Ertesi güne kalan rokokoya hiç tanık olmadım. Özellikle sıcak yaz günlerinde inanılmaz giderdi. Cumartesi günü hazır havalar güzelleşmeye (gerçi bu sene pek kötü hava da görmedik ama olsun baharın tadı bir başka..) ve yazın cıvıltısı evlerimize dolmaya başlarken bu güzel tatlıyı misafirlerime yapmaya karar verdim. Ve gelenek bozulmadı kendime sakladığım bir iki dilim dışında tatlıdan eser kalmadı :) O da dün gelen misafirlerime kısmet oldu ve annemin nefis rokokosunun şanı aynen devam etti.. Eminim sizde yaptığınızda bu gelenek bozulmayacaktır ;)
Üzerine serpilen hindistan cevizi ve yuvarlak dağ görünümü pastanın "Karlı Dağ" diye adlandırılmasına da neden olmuştur ki eltim bu şekilde isimlendirmeyi daha uygun buldu :)
Rokoko ile ilk Divan Pastanesi'nde tanışmıştım küçükken. Çok daha farklı bir lezzetti ordaki, yoğun dondurma ve krema tadı alıyorduk yerken. Benim tarifteki lezzet tamamen başka. Anladımki aslında rokokanın tek bir tipi yok. Rokoka buzlukta dondurulmak suretiyle soğuk yapılan pastalara verilen isim :) Hadi bakalım buda genel kültür olsun..

rokoko2

Malzemeler
  • 5 yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 2 paket toz krem şanti
  • 1 su bardağı soğuk süt
  • 3 paket pötibör bisküvi (175 gr x 3 = 525 gr )
  • Üzerine dökmek için Dr.Oetker çikolata sos
  • Süslemek için hindistan cevizi
Yapılışı
  1. Bisküviler çok ince parçalanmamak koşulu ile iyice parçalanır. Arada iri parçaların kalması pastayı yerken ağıza gelmelerine ve güzel lezzet vermelerini sağlıyor :). Çocukken öyle çok kapsamlı robotlardan bulunmadığı için evlerimizde, bisküvileri bir poşete doldurur, üzerine bir el bezi örter ve çekiçle döverek kırardık.
  2. Bir kapta yumurta ve şeker iyice krema kıvamına gelinceye kadar mikserin yüksek devrinde çırpılır. Bu pastanın yapılışında herhangi bir pişirme olmadığı için malzemelerin çok iyi çırpılması gerekiyor.
  3. Ayrı bir kapta 2 paket krem şanti 1 bardak süt ile çırpılır.
  4. Bisküviler, krem şanti ve yumurtalı karışım derince bir kapta bir kaşık yardımıyla karıştırılır.
  5. Karışım temiz bir poşete doldurulur ve şeklini almasını istediğiniz kaba poşetle birlikte konulur. Derin dondurucuda iyice sertleşene kadar bekletilir. Genelde bir gün önceden yapıldığında daha güzel oluyor ;)
  6. Servis yapılmadan önce çikolata sos hazırlanır. Biraz soğutulur.
  7. Servis tabağına poşetteki karışım ters çevrilerek alınır. Poşete konduğu için girdiği kalıbın şeklini alması ve dondurucan çıktıktan sonra bile kolay kalıbından çıkması sağlanmış olur.
  8. Üzerine çikolata sos dökülür ve hindistan cevizi ile karlar yağdırılır. Bu sene kar görmek nasip olmadı istanbul'dakilere buda bir çeşit kar ziyafeti olsun..
Afiyetler olsun...
Blog Widget by LinkWithin