14 Ocak 2013 Pazartesi

Patates Kroket

Patates Kroket

Hey gidi uzman tv sen nelere kadilsin.. (bu kelime böylemi yazılıyor du yahu.. "kadirsin" mi "kadilsin" mi.. biri beni uyarsın lütfen :) ) Sen kalk hayatımda hiç yapmadığım bişeyi benden yapmamı iste. Bide uzman diye geçindir. Evet sevgili okur sana bir itirafım var ben patates kroketi hayatımda ilk kez uzman tv için yaptım.. Bak uzman falan geçindiğim yok bu tamamen sitenin yakıştırması :p hehehe.. Ama güzel oldu be okur.. Hani baksan kısacık kıvırcık saçlarımla pek de uzman gibi görünmüyorum ekranda ama sonucuna baktığında gayette başarılı bir kroket olduğunu söyleyebilirim.

Patates Kroket

Yapımı oldukça pratik ve zahmetsiz.. Farklı sunum alternatifleriyle davetlerde soğuk sıcak tüketilebilecek bir lezzet. Mini mini köftelerle beraber şişlere geçirilerek atıştırmalık lezzetler olabilirler.. Aklıma gelmişken hazır paşanın doğumgünü yaklaşıyor orda deniim ben sunumu.
Bu arada yüzündeki ifadeyi görebiliyorum sayın okur.. Hakikaten bu kadar kısa aralıklarda tarif yayınladım ben.. Severim şaşırtmayı bilirsin ;)

Malzemeler
  • 6 adet haşlanmış patates
  • 1 adet yumurta
  • 4 yemek kaşığı mısır nişastası
  • tuz - karabiber
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • 1 tatlı kaşığı pulbiber
  • 1 tatlı kaşığı kimyon
  • un
  • galete unu
  • sıvıyağ
Yapılışı
  1. Patatesleri sıcakken geniş bir kaseye rendeleyin. Sıcak olması önemli. Böylece hem karışımı hazırlamanız kolay oluyor hemde homojen bir karışım elde edebiliyorsunuz.
  2. Nişastayı, tüm baharatları ve yumurtanın sadece sarısını patatesler ilave edin. Yumurtanın beyazını bir kenara ayırın. 
  3. Tüm malzemeyi homojen bir karışım elde edene ve toparlanana kadar iyice yoğurun..
  4. Hazırladığınız karışımdan ceviz büyüklüğünden toplar yapın. Topları önce una, sonra yumurta akına, sonra galeta ununa bulayıp kızartmak üzere bir tabağa dizin.
  5. Kızartmak için geniş bir tavaya ayçiçek yağını koyun. Bir miktar kızdırın. Kroketleri azar azar kızgın yağda kızartın.. Aynı anda çok fazla miktarda kızartmaya çalışmayın ki yağ ısısını kaybetmesin..
  6. Kızaran kroketleri havlu peçeteye alın.. 
  7. Arzunuza göre ev yapımı domates sosuyla, ya da klasik ketçap ve mayonezle servis edin..
Afiyet olsun..



11 Ocak 2013 Cuma

Limonlu Cupcake

limonlu Cupcake

Instagram çıktı mertlik bozuldu.. Aslında ondan da evvel bu iphone denen icat bizi mahvettii.. Fotoğraf makinesi taşıyan kalmadı anacım. Şimdi kim uğraşıcak kompozisyon kur, ışık ayarla, makineyi ayarla çek.. Sonra bunları bilgisayara yükle birde orda bak bakalım nasıl çıkmışlar. Olmadıysa kartı yeniden kameraya tak yeniden ayarları yap yeniden çek.. sonra yine bilgisayar..  İyiyse photoshopu aç fotoğrafı düzenle boyutunu ayarla, flickra yükle. Sonrada üşenme bu fotoğrafa yazı yaz, tarifi yaz yayınla.. Evet bunlar özetle bir tarifin fotoğrafı için yapılanlar benim cephemde.. Ha öyle bir tanede değil bir tarif için en az 15-20 kare çekiyorum o da ayrı mesele.. Ama şimdi öylemi, bak ne güzel al telefonu eline aç instagramı çek.. Anında her yerde yayında.. E canım şimdi fotoğraf makinesinde netlik ve güzellik belki yok ama en azından anında görüntü be kardeşim.. Hızlı çabuk hedefe uygun :)) Artık üşenmez iki kelimede yazarsında bari okur demesin bu Yasemin de iyice tembelleşti be canım diye.. :))
Evet sevgili okur ben kendi bahanelerimle sizlerden uzak kalamayınca çektim oldu, instagram kareleriyle de olsa tarif paylaşmaya karar verdim.. Paylaşım güzeldir be okur, özlemişim..
Limon kremali cilekli cupcake

Malzemeler (12 tane kadar)
  • 50 gr margarin (oda ısısında iyice yumuşamış)
  • 130 gr şeker (1,5 Türk kahvesi fincanı şeker)
  • 3 ad yumurta 
  • 1 adet limon
    • 60 ml süt (oldukça ılık) (1/4 su bardağı süt)
  • 1 paket vanilya
  • 195 gr un (1 su bardağı + 1 türk kahvesi fincanı un)
  • 1 paket kabartma tozu
Yapılışı
  1. Yumuşamış olan margarini şeker ile beraber mikserde iyice krema haline gelene kadar çırpın. 
  2. Limonun kabuğunu rendeleyin. Suyunu sıkın. Her ikisinide yağlı karışıma ilave edin. Vanilyayıda ekleyip birlikte iyice çırpın. 
  3. Ayrı bir kasede un ve kabartma tozunu birlikte eleyin. 
  4. Mikser kasesine sırayla bir miktar süt ilave edin, çırpın. Bir miktar unlu karışımda ilave edin, çırpın. Bu şekilde azar azar ilave ederek süt ve unu bitirin. 
  5. En son karışıma yumurtaları teker teker ilave edin. Her yumurtadan sonra karışana kadar çırpın. Fazla çırpmamaya dikkat edin. Yumurta karışsın yeter..
  6. 12'li cupcake kalıbına cupcake kağıtlarını koyun. Her bölümün 2/3 ü dolacak kadar, yani üstten yaklaşık 1 parmak boşluk kalacak kadar doldurun. 
  7. 180 derecede ön ısıtma yaptığımız alt-üst ayardaki fırında 25-30 dakika pişirin.. Kürdan batırdığınızda temiz çıkması gerekiyor.. her zaman ki gibi :)
Pişen kekleri istediğiniz kremayla doldurabilirsiniz.. Ben standart vanilyalı pastacı kreması ile dolduruyorum hatta içlerine birer tanede vişne atıyorum.. süper oluyorlar ;) İsterseniz mevsiminde içlerine taze çilek koyabilir, krema olarakda limonlu pastacı kreması ile doldurursanız işte o zaman tadından yenmezz :)))

Afiyet olsun...

NOT: Ben bunu yazılı anlamadım bana bunu görüntülü göster derseniz.. İşte size Cenk Eren'in Ev Hali programından canlı kanlı anlatımı :)). Ben programın tamamını izlemek istiyorum derseniz.. İşte onun linkide burda.. 29.Ekim.2012 CINE5'te Cenk Eren'in konuğuydum :)) Hani laf aramızda Oya hanımdan fırsat bulduğum anlarda konuşmaya çalıştım :))) Sağolsun Cenk Bey gerçekten süper bir ev sahibiydi.. Çok keyif aldığım bir program oldu..  

13 Kasım 2012 Salı

Kolay değil..

Kolay degil bazen yazmak, paylaşmak. 

Düşüncelerini anlatırken doğru kelimeleri bulmak. Misal şu an da metrobüste, kalabalıkta, insan nefesleriyle yolculuk ederken ne cok vaktim var düşünmeye. Ama yazacak kağıt kalemim yok yanımda. Hani olsa da, bu kadar sallanırken otobüs, denk gelmez ki kelimeler kalemden kağıda. Ha bide tependen bakıp yazdıklarımı okumaya çalışanlarda var tabii. Yine de... Tuhaf bu vaziyete yazmayı istemek. Günün akışında o kadar hızlı geçiyorki zaman insan değil yazmaya düşünmeye vakit bulamıyor... Baksan kalemi tutmayı bile unutmuş bu el. Yani yazmaktan aciz öle kalakalıyor..

İlk günlük yazmaya başladığım zamanlar geliyor aklıma.. Eski defterleri çıkarıp okuyorum satırları. Ne çok şey yaşamışım ne çok şey paylaşmışım.. İyi ki o defterler duruyor hala diyorum kendi kendime. Onlar beni ben yapmışlar diyorum. Belki yeniden başlamalıyım, temiz bir defter alıp günlük tutmalıyım.. İlerde yaşarsam bugünleri bana anlatmaları için kelimelere aktarmalıyım.. Ama olmuyor kalem elime yakışmıyor...

Yemek günlüğü tutmaya başladım bi zamanlar, tarifler sofralar hazırladım.. İnsanlarla paylaştım, çok çok güzel yorumlar aldım. Sıcacık insanlar girdi hayatıma.. Sıcacık dostluklar kurdum. Her anımı paylaştım nerdeyse yine.. Şimdi baktım iyi ki bunları yazdım dedim..Bir süredir uğrayamadım bloguma, paylaşamadım , yazamadım.. Ama vazgeçmedi o sıcak insanlar benden takip ettiler beni, geçmişi okuyup üşenmeden güzel yorumlar bıraktılar bana.. 

Sonra bir gün bi yorum geldi. 
BLOĞUNUZU YENİLEMEYECEKSENİZ KAPATIN HERGÜN YASEMİN GELMİŞMİ DİYE BAKIYORUM YOKKKKK"

Okuyunca sitem olarak algıladım önce. Buraları ihmal ediyorum diye sitem yapıyor bana okurum dedim. Ama düşününce incindim.. kırıldım.. üzüldüm.. Hepsinden önce burası benim mutfağım, burası benim anılarım.. Bu blog benim "ANI DEFTERİM"..

Şimdi siz söyleyin bana, günlük yazmayı bıraktım diye eski defterlerimi yırtıp atayım mı???

30 Ağustos 2012 Perşembe

Çikolata Aşkı

Megomanyak Çikolatacı :)
- yasemiiinnnn kıızzıımmmm nerdesiin?
- hom hom hom hom...
 - yasemiinnnnnnnnn!!!!!!
- hapır hupur höpür...
- hay allahım yine kayıp bu sarelle!! YA-SE-MİİİİİİİNNNNNNNN!!!!
- he he he :)))

Memlekette komşuların hatırladığı Yasemin; balkonda köşeye saklanmış, kara kıvırcık saçlı, eşek gözlü, al yanaklı, tombiş, çıplak ayaklı ama en önemlisi elinde sarelle kavanozu tutan, parmakları ve tüm ağız çevresi çikolataya bulanmış.. Annesinin ısrarla fazla yememesi için sakladığı çikolata kavanozunu her seferinde bulup aşıran ve tüketen öyle sevimli bir köylü kızı işte..
İlk sarelle çeşmeleri açıldığı zamanları hatırlarmısınız bilmem.. Ben hiç unutmadım.. Kovalarca doldurup kaşıntıdan patlayana kadar yerdim o çeşmelerden. Evimizde bir çeşme olsa içinde böyle çikolata aksa, bende altına yatsam böle kana kana içsem.. Başka hayalim olmadı sanırım :)) Evet sevgili okur sana bir itirafım var! Ben ölesiye bir ÇİKOLATAKOLİKTİM!!!

Çikolata yapıyorum..
Tedavim uzun sürdü ama başardım, derken.. Hatta bizzat çikolata kokan bir atölyede çikolata cennetinde yaşarken, parmağıma bulaşan çikolatayı bile yalamazken, çok da aşama kaydetmişken "Bizimle çikolata yaparmısınız?" diye çağrıldığım workshopta yeniden bağımlılığım açığa çıktı.. Ve inanılmaz bir hızla o nefis çikolatalardan avuç avuç tüketirken buldum kendimi.. 
Ali Bey'in davetiyle Belçika merkezli Puratos'un mis gibi, ekmek ve çikolata kokan fabrikasını ziyaret edip bizzat ustasının elinden içinde kahve, limon, badem ve daha bir sürü olağanüstü dolgu kreması olan çikolataları tüketme imkanına sahip oldum.. Sadece tüketmeklede yetinmeyip, bizzat kendim kendi istediğim lezzetlerde çikolatalar hazırladım.. Meğer ne meşakkatli işmiş bu çikolata yapımı yahu! 

Çikolata yapmayı öğreniyorum.. 

Yok öyle sadece erit küvertürü, dök kalıba falan.. Odanın derecesi 18-21 arasında olacak, Yok kalıplarda bu derecede soğutulmus olacak, tezgah temiz ve soğuk olacak, aman efendim kalıba dökülen çikolata 32 dereceden yüksek olursa yağlı, alçak olursa kırılgan, yok yok.. Düşündümde ben çok iyi bir çikolata yiyicisi olarak kalsam daha iyi.. Anam kimya labaratuvarı gibi atölyen yoksa bu iş yaş.. 
Ağza atıldığında çikolata çıtırdayıp dolgu yeterli akışkanlıkta değilse o çikolata, çikolata olmazmış! Aldığın çikolatanın içinde yeterli kakao yağı yoksa, renklendirmede yağ bazlı boya kullanmadıysan topyekin kaldır at paketi. Eh bu kadar zorlu aşamadan sonra elde ettiğiniz o pırıltılı çikolataları haliyle dizersiniz sizde benim gibi isminizi yazarak.. ve sadece koklamalarına izin verirsiniz evdekilerin! Bunlar seyirlikkk dokunma onlara :))
Kafanız karıştı dimi.. Velhasılı kelam, siz marketten çikolata alıp tadını çıkarın çok da detayını düşünmeyin.. Ama her lokmada o çikolata o aşamaya gelene kadar üzerinde ne kadar çok emek olduğunuda unutmayın.. Eeee ne demişler emeksiz yemek olmaz ;)
Bana bu güzel günü yaşattığı için önce Puratos'a ardından, O nefis çikolataları hazırlayan Belcolade'ye ve tüm emeği geçenlere teşekkür eder, pastalarıma dönerim..  Muhabbetle..

31 Mayıs 2012 Perşembe

Fındıklı Marmelatlı Kurabiye

Fındıklı Marmelatlı Kurabiye Heyooooo! Hızlıca bir giriş yapayım.. Bu güzel kurabiyelerle kendimi affettireyim.. Uzun zamandır tarifi verilmeyi bekleyen lezzetlerden biri. Hem de bayaaa uzun zamandır. 
Paşanın 3.yaşgününde hazırladım bu kurabiyeleri. O kadar lezzetliydiler ki! Bak şimdi sabah sabah aklıma geldiler ya bu hafta sonuna bunlardan pişirsem mi ki acaba.. :))) Eski zamanları yad ederek gecenin köründe kurabiyemi hazırlasam.. Efet efet efet :))
Paşanın doğumgününde menüyü hazırlarken hem sunumu hem de lezzetleri düşünerek hareket ettim. Bu kadar sirk teması ve palyaçolar olunca bu kurabiyelerin üzerinde yıldızlar ve elbette kırmızı marmelat çok çok yakıştı.. Yalnız ölçülerden biraz az çıkıyormuş ben onu hesaplayamayınca bir yiyen ikinci yiyemedi. Aslında bu da fena taktik değil laf aramızda.. Böylece insanların doymadığı için haliyle damaklarında kalan tadı hiç unutmamaları sağlanmış oldu :) Taktiksel hareketler bunlar hehehe..
Efenim tarifi sevgili Teatime'in sitesinden aldım ve aynen uyarladım.. Müthiş kıvamlı bir hamur ve bembeyaz kurabiyeler elde ediyorsunuz. Kusursuz anlatımı için sevgili Mine'ye teşekkürler..

Malzemeler (Yaklaşık 15 adet kurabiye için)
  • 120 gr oda ısısında yumuşamış margarin
  • 200-220 gr un
  • 50 gr çekilmis fındık
  • 50 gr pudra sekeri
  • 1,5-2 yemek kaşığı kadar krema
  • 1 paket vanilin 
  • Doldurmak için reçel (Ben böğürtlen kullandım pişince daha bi güzel oluyor sanki :) )
Yapılışı
  1. Oda ısısında iyice yumuşayan margarine, şeker, vanilin, fındık ve kremayı ekleyin. Homojen bir karışım elde edene kadar elinizle iyice karıştırın. 
  2. Yağlı karışım iyice bulamaç gibi olduğunda unu yavaş yavaş ilave edin. Unun tamamını biranda ilave etmeyin. Hamurun kıvamı epey yumuşak kalacak. Ele yapışmayacak. Çok klasik tabirle napıyoorruuzzz.... Bir elimizi kulak memesine bir elimizi hamura değdirip kontrol ediyoruz bakalım aynı yumuşaklıktalarmı.. (Allahım sen kulak memesini hamurların kıvamını doğru anlayalım diyemi yarattın :) ) 
  3. Hamur hazır olunca buzdolabı poşetine koyup en az 1 saat buzdolabında dinlendirin. Böylece hamurun içinde yağ donacak ve merdane ile açma sırasında daha elastik hale gelecek. 
  4. Dinlenen hamuru az unlanan tezgahta merdane ile açın. İsterseniz şekilli kalıplarla istersenizde küçük çay bardağı ile daireler kesin. Kestiğiniz daireleri yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin. (Burda şöyle bir püf noktası vereyim; kapak olacak dairelerin içlerini tepsiye dizdikten sonra çıkarın. Böylece kurabiyeyi tezgahtan tepsiye taşırken deforme etmemiş olursunuz.. ) 
  5. 180 derece fansız olarak ön ısıtma yaptığınız fırında üzerleri çok fazla kızarmadan, kenarları hafif renk değiştirinceye kadar, yaklaşık 12-13 dakika pişirin. Tepside soğumaya bırakın. 
  6. Soğuduktan sonra ortalarını çıkardığınız kapakların üzerine bolca pudra şekeri serpin. 
  7. Alt kısımlara bir miktar reçel sürüp pudra şekerli kapakları üzerlerine kapatın. Dilerseniz kapattıktan sonra kapaktaki yıldızdan birazcık daha reçel ekleyebilirsiniz. (Boool malzeme sevenlerdenim.. Bilirsiniz :) )
Afiyet olsun.. 
Blog Widget by LinkWithin